Ara

Tuba'nın Dünyası

Çağın bloğu

Kategori

Vecize

Doğum Günün Kutlu Olsun Ya Resul Hz.Muhammed (s.a.v)

image

Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed(s),20 Nisan 571 yılında Mekke’de doğdu.Annesinin adı Amine,babasının adı ise Abdullah’tır.
Peygamberimizin babası Abdullah,O daha doğmadan önce ölmüştü.Ana Muhammed ismini dedesi Abdulmuttalip vermişti. O’nun dört tane ismi vardır:
1 – Muhammed
2 – Ahmet
3 – Mustafa
4 – Mahmut
Doğduktan bir süre sonra Mekkedeki geleneklerden dolayı bir süre için süt aneye verild.Süt annesi Halime O’na 4 yaşına gelinceye kadar baktı.Böylece daha iyi bir havada yetişti.
4 yaşından sonra annesi Amine Onu yanına geri aldı.6 yaşına geldiğinde ise annesi Amine de öldü
6 yaşından sonra kendisine dedesi Abdulmuttalip bakmaya başladı
8 yaşına geldiğinde dedesi de vefat edince amcası Ebu Talip’in yanında kalmaya başladı.Amcası O’na hem çocukluğunda ve gençliğinde baktı hem de Peygamber olduktan sonra Mekkelilerin Ona karşı yaptığı saldırıların çoğunu engelledi.Aynı zamanda Mekkeliler kendisine zarar vermek isteseler bile,Ebu Talip’ten çekindikleri için ,bu planlarını terk etmek zorunda kaldılar.Peygamberimiz de O’nun bu iyiliğini hiçbir zaman unutmamıştır.Peygamberimize Mekkelilerin yaptığı kötülüklerin hemen hemen hepsi Ebu Talip öldükten sonra olmuştur.Ebu Talip ticaretle uğraşan birisidi.
Peygamberimiz 12 yaşında iken Onunla beraber Suriye’ye doğru ticaret mallarını satmak için yola çıkmışlarken,yolda Busra denilen bir yerde mola verdiler.Bir papaz olan Bahira,orada,ondaki değişik durumların olduğunu fark etti.O’nun daha önce Hz. İsa’nın İncil’de de bildirdiği gönderilecek olan son peygamberin olduğunu anladı..Amcasından O’nu daha fazla ileriye götürmemesini, aksi halde Yahudilerin kendisini öldürebileceğini söyledi.Çünkü Yahudiler de son bir peygamberin geleceğini biliyorlardı. Fakat onlar bu son peygamberin kendi içlerinden birisinin olmasını istiyorlardı.
Bunun üzerine Ebu Talip,ticaret mallarını orada satarak,Mekke’ye hemen geri döndü. 25 yaşına geldiğinde artık ticaretten de anlayan bir delikanlı olmuştu.Bu zamanlarda40 yaşına ulaşmış,ahlak ve terbiye konusunda son derece ileri durumda olan Hatice isminde zengin ve dul bir hanımefendi vardı.Bu hanım çok zengindi. Fakat kendisi kadın olduğu için ticaret mallarını satmak için uzak yerlere gidemiyordu.O da,başka erkeklerle ticaret ortaklığı kurup,elde edilen karı paylaşıyordu.Zaten ahlakı bozuk olan bu toplumda,sürekli aldatılıyor ortakları elde ettikleri gerçek karı,açıklamıyorlar.Bu işten iyice canı yanan Hz.Hatice bu sefer gerçekten kendisine güvenebileceği bir ortak aramaya başladı.Kendisine 25 yaşındaki O genci,Hz.Muhammed’i tavsiye ettiler.
Hz.Muhammed’le yaptığı ortaklıktan iyi bir gelir elde etti.Aradığı ortağını bulmuştu.Hem de ne ortak.O ilk başta ticarette kazanayım derken Allah onlara öyle bir kader çizmişti ki ,bu ticaretin sonunda,birbirlerine ne kadar da yakıştıklarını anlayıp,hayatlarını da ortak ettiler.Evlenmeye karar verdiler.Sade bir törenle evlendiler.Bu ticaret ortaklığı öyle bir ortaklık olmuştu ki,sonunda birbirlerinin hayatlarına,dertlerine,tasalarına,sevinçlerine kadar herşeyleriyle ortak olmuşlardı.
Peygamberimizin Hz Hatice ile olan evliliklerindei Altı çocukları dünyaya geldi:
1 –Abdullah,
2 – Zeynep,
3 – Rukiye
4 – Ümmü Gülsüm
5 –Kasım
6 – Fatıma
Bunlardan Hz.Fatıma hariç bütün çocukları Peygamberimizden önce vefat etmişlerdir.
Hz.Hatice,aynı zamanda İslam’a giren ilk insan olmuş,asalet,dürüstlük,üstün ahlak ve fedakarlığı ile Haticetül-Kübra (Büyük Hatice)lakabını da almıştır.
35 yaşına geldiğinde ise Kabe hakemliği yapmış,buradaki hakemliğiyle bütün Mekkelilerin saygısını kazanmıştır.
Olay şudur:
Araplar tarafından da kutsal sayılan Kabe,şiddetli sel ile yıkılmştı.Bunun üzerine Mekkeliler bir araya gelerek O’nu yeniden inşa etttiler.Fakat bugün bizim için de kutsal olan Hacerül-Esved(Türkçe’mizde Karataş anlamına gelir.Cennetten geldiğine inanılır.)denen taşı eski yerine koymaya sıra gelince,herkes bu işi kendisi yapmak,bu şerefi kendisi elde etmek istedi.İş öyle cidileşti ki, aralarında sonu savaşa kadar gidebilecek tartışmalar başladı.Bunun üzerine tarafsız bir hakem bulmaya karar verdiler.:Sabahleyin Kabe sınırlarına ilk kim gelirse O hakem olacak ve O’nun vereceği karara herkes uyacaktı.Sabah olunca öyle güzel bir olay olur ki;içeriye ilk gelen Hz.Muhammed’dir.O’nun gelişi herkese derin bir nefes aldırdı.Çünkü haksızlık yapmayacak,harkesin güvendiği bir insandı O.Peygamberimiz elbisesini çıkardı.Hacerül –Esved’i üzerine koydurdu.Ve her kabileden birer kişinin taşı kaldırmasını istedi.Taş yeterli yüksekliğe çıkınca da kendi elleriyle yerine yerleştirdi.Herkes bu olaydan memnun olmuştu.Nasıl memnun olmasınlar ki,hem taşı yerine koyma işine herkes katılmış hem de en önemlisi çıkabilecek bir savaş engellenmişti.Bu olaydan sonra Peygamberimize Muhammedül-Emin (Güvenilir Muhammed)lakabı takılmıştır.
Hz.İsa’dan beri yaklaşık 600 yıldan beri peygamber gelmemişti.İnsanlık bir Peygambere,bir rehbere muhtaçtı. İlahi kitaplar değiştirilmiş,ahlak ve manevi değer diye bir şey kalmamıştı.Bütün çirkin işler son derece yaygınlaşmıştı.Hatta insanlar köle olarak satılmaya,kız çocuklar canlı canlı toprağa gömülmeye başlanmıştı.
Peygamberimiz bütün bu çirkin işlerden uzak duruyordu.Özellikle 35 yaşlarından sonra sık sık Mekke’nin dışına çıkıyor,Hira Mağarasında yalnızlığa çekiliyordu.
40 yaşlarında yine böyle bir durumda (610 yılında)Cebrail (as) O’na görünüp kendisinden ‘’Okumasını istedi.O da okuma bilmeği cevabını verdi.Bu durum birkaç kez tekrarlanınca,’’Ne okuyayım’’diye sordu.Cebrail (as) da (Yaratan Rabbinin adıyla oku………diye başlayan )ALAK suresinin ilk beş ayetini kendisne bildirdi.Bu olayla Peygamberimizin Peygamberlik görevi başlamış oldu.
Bu vahyin sonunda O’na ilk inanan insanlar şunlardır:
1 –İlk müşlüman Kadın :Hz.Hatice ( Hanımı)
2 – ilk müslüman Erkek :Hz.Ebubekir (Çok samimi arkadaşı)
3 – İlk müslüman Köle :Hz.Zeyd (Köle olarak alıp,sonra Onu serbest bıraktığı kimse.
4 – İlk müslüman Çocuk :Hz.Ali (Amcası Ebu Talip’in oğlu.)
Peygamberimiz insanları 3 yıl boyuca İslam’a gizlice davet etti.Bundan sonra açıktan açığa davet etmeye başladı.Bu durum doğru yola ulaşmak istemeyen Müslümanlara karşı olmadık işkenceler yapmaya başladılar. Bu işkenceler dayanılmaz hal almaya başladı.Bunun üzerine Peygamberimiz bir grup müslümanı Habeşistan’a gönderdi.Bu; Müslümanların İLK HİCRET’İ oldu.Bu ilk hicret 615 yılında olmuştur.
Peygamberimiz 13 yıl boyunca Mekkelileri İslam’a çağırdı.Bu uğurda her türlü sıkıntıya katlandı.
Peygamberliğinin 11.yılında Medine’den gelen bir grup insan Müslüman olmuşlardı.Ertesi sene daha büyük bir grup gelerek Müslüman oldular. Peygamberimizi canları,malları ve evlatları gibi koruyacaklarına söz verdiler.Kendisini Medine’ye davet ettiler.
Bu arada Mekkelilerin Müslümanlara karşı olan tutumları hiç değişmemiş,hatta daha da artmıştı.Bunun üzerine peygamberimiz Allah’tan gelen izinle Medine’ye hicret etmeye karar verdi.Medine’ye gitmesi halinde bunun kendileri için daha da büyük bir tehlike olacağını anlayan Mekkeliler,Darun-Nedve(Mekke İdare Meclisinde) toplanarak Peygamberimizi öldürmeye karar verdiler.Fakat bunu gerçekleştiremediler.Hz.Ebubekir ile uzun ve tehlikeli bir yolculuktan sonra Medine’ye vardılar.Bu hicret İslam tarihi bakımından çok önemlidir.Çünkü:
1 – İslam Medine’de yükselip büyümüş ve bütün dünyaya bu şehirden yayılmıştır.
2 – Hz.Ömer’in halifeliğinden itibaren de bu olay müslümanlar tarih başlangıcı olmuştur.
MUHACİR VE ENSAR 
MUHACİR : Dinleri ve inançları uğruna,Mekke’den Medine ye göç eden Müslümanlara denir.
ENSAR : Mekkeli Müslümanlara yardım eden Medineli Müslümanlara da Ensar denir
Peygamberimiz Ensar ve Muhaciri kardeş ilan etmiş,onlar da bu kardeşliği gerçekten uygulamışlardır.

MEDİNE DÖNEMİ VE SAVAŞLAR 
Mekkeliler,Müslümanların Medine’de de yaşamalarını istemiyorlardı.Çünkü,eğer orada rahat ederlerse Müslümanlığın her tarafa yayılacağını biliyorlardı.Bunun için de Müslümanları resmen savaşa zorluyorlardı.Oysa peygamberimize henüz savaşma emri ve izni verilmemişti.Bu yüzden kimseyle savaşa girmiyordu.Yüce Allah’ın savaş emrini verdikten sonra Hz.Peygamber Mekkelilerle 3 önemli savaş yapmıştır:

PEYGAMBERİMİZİN SAVAŞLARI :
1 – BEDİR SAVAŞI : (MART 624 – Hicretin 2.yılı )
Müslümanlar :305 kişi
Mekkeliler : 1000 kişi
Savaşın Sebebi Mekkelilerin;ellerinden kaçırdıkları Müslümanlardan intikam almak,ve onları yok etmek istemeleri.
Savaşın Sonucu :
1-Müslümanlar bu savaşı kazandı.
2-Mekkeli müşriklerin bazı elebaşıları öldürüldü.
3-Mekkelilerden 70 kadar kişi öldü,70 kadarı da esir alındı.
4-Müslümanlardan da 14 kişi şehit oldu..
Esirlere ne yapıldı?
1-Maddi durumları iyi olanlar para karşılığı serbest bırakıldı.
2-Bunlardan okuma-yazma bilenler;10 Müslüman’a okuma yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakıldı.
3- Fakir esirler ise karşılıksız olarak serbest bırakıldılar
Bedir Savaşının Önemi :
1-Bedir Savaşı İslam’ın ve Müslümanların artık kendilerini kabul ettirdiği bir savaş olmuştur.
2-Bu savaşla Medine İslam Devletinin temeli atılmıştır.
3-Zaferle sonuçlanan bu savaşla hem İslam Dini ve hem de Müslümanlar kuvvetlendiler.
4-Bu savaştan sonra Mekkeliler Müslümanlardan korkmaya başlamışlardır.

UHUD SAVAŞI (MART 625 -Hicretin 3.yılı.)
Müslümanlar: 700 kişi Mekkeliler :3000 kişi
Savaşın Sebebi : Bu savaş Mekkelilerin Bedir Savaşının yenilgilerinin intikamını almak istemeleridir.
Savaşın Sonucu: Bu savaşta da Müslümanlar galip gelmek üzere iken,peygamberimizin ısrarla hiç ayrılmamalarını istediği okçuların savaşı kazandık zannederek yerlerini terk etmeleri sebebiyle,Müslümanlar büyük zararlar verdiler.
1-Peygamberimizin amcası Hz.Hamza bu savaşta şehit oldu.
2-Müslümanlardan 70 kişi şehit oldu.
3-Peygamberimiz hafifçe yaralandı.
Uhud Savaşının Önemi: Bu savaşın sonunda Müslümanlara komutanın ve Peygamberin sözlerini her zaman dinlemenin gerektiği anlaşılmıştır

HENDEK SAVAŞI(MART 627 )
Müslümanlar :3.000 kişi Mekkeliler : 10.000 kişi
SAVAŞIN SEBEBİ : Mekkelilerin,Müslümanları tamamen ortadan kaldırmak için Medine’yi kuşatmaları.
SAVAŞIN SONUCU :Müslümanlar Şehrin ovaya bakan kısmını,hendekler(çukurlar)ka zarak,savunma yaptılar.Mekkeliler 20 gün boyunca kuşatmayı sürdürdüler. Erzaklarının da tükenmesi ve son gecede çıkan bir fırtına ile bütün malzemelerinin dağılması ile kuşatmaya son verip geriye dönmüşlerdir.

HUDEYBİYE BARIŞI VE MEKKE’NİN FETHİ
Hendek Savaşından bir yıl sonra hicretin 6.yılından Mekkelilerle Müslümanlar arasında bir anlaşma yapıldı.Hudeybiye denilen yerde yapılan bu anlaşmanın şartları görünüşte Müslümanların aleyhine gibi görünmüştü,fakat anlaşmanın maddeleri zamanla Müslümanların işine yaramıştır.

HUDEYBİYE BARIŞININ ÖNEMİ
Bu anlaşma Mekke’nin fethedilmesini sağlamış bir anlaşmadır.
Anlaşma maddelerinin bir kısmı şöyledir :
1 – İki taraf da 10 yıl boyunca barış içinde bulunacaklardır.
2 – Mekkelilerden,Medine’ye kaçan olursa Müslümanlar o’nu Mekkelilere geri vereceklerdi.
3 – Medine’den Mekke’ye kaçan olursa Mekkeliler ise geri vermek zorunda olmayacaklardı.
4 – Müslümanlar bu yıl umre yapmayıp,gelecek yıla erteleyeceklerdi.Gelecek yıl ise Mekkeliler şehri terk edecekler,,Müslümanlar da şehre silahsız olarak gireceklerdi.Şehirde en fazla 3 gün kalacaklardı.
Ancak Mekkeliler bu anlaşmaya uymadılar.Bunun üzerine Hz.Peygamber de 10.000 kişilik bir ordu ile Mekke üzerine yürümek zorunda kaldı
Mekke civarına geldiklerinde İslam Ordusu konakladı.Peygamberimiz (s)in emriyle on bin terde ateşler yakıldı.Bu kalabalığı gören Mekkeliler;karşı koymaya cesaret edemediler.Hicretin 8.yılında (630 yılında,kan dökmeden Mekke’ye girdi. Yıllarca kendisine ve Müslümanlara eziyet eden Mekkelileri de bağışladı Bu davranışı ile O büyüklüğünü gösterdi. Bunun üzerine Mekkeliler gruplar halinde Müslüman oldular.

VEDA HACCI VE VEDA HUTBESİ
Hz Peygamberin Hicretin 10.yılında Veda niteliğindeki yaptığı son Hacca ‘VEDA HACCI ‘ denir. Bu hacda yaptığı son hutbeye(konuşmaya) da ‘VEDA HUTBESİ’ denir.
Veda Hutbesinde İslamın genel prensiplerini,kendisini dinleyen 100.000 kişi ye birkez daha hatırlattı.
Veda Hutbesini daha önce yayınladığımız şu haberimizden okuyabilir ya da dinleyebilirsiniz.

VEDA HUTBESİNDE YER ALAN KONULARIN BAZILARI ŞUNLARDIR:
1 – Allah’tan başka ilah yoktur.Ben de Onun kulu ve peygamberiyim.
2 – Birbirinizin malları ve kanları birbirinize haramdır.
3 – Emanetlere ihanet etmeyin.
4 _Faiz yemeyin.
5 – Kimseye zulmetmeyin.
6 – Dininizi korumak için küçük günahlardan da kaçınız..
7 – Kadınların haklarını çiğnemeyin.
8– Size iki emanet bırakıyorum.Ona sımsıkı sarılırsanız yolunuzu şaşırmazsınız :Bunlar Kuran-ı Kerim ve Benim Sünnetimdir.
9 – Birbirlerinizin mallarını haksız yere yemeyin.
VEFATI 
Bu büyük haccın arife gününde şu ayet inmişti:’Bugün dininizi tamamladım.Size nimetimi tamamladım.Ve din olarak size İslamı seçtim.’’Hz.Ömer bu ayeti işitince ağladı.Çünkü Peygamberimizin vefatının yaklaştığını anladı.
Peygamberimiz sanki bir ayrılık toplantısı niteliğinde olan Veda Haccından bir süre sonra hastalandı.63 yaşında Hicretin 12.yılında, 8 Haziran 632 yılında vefat etmiştir.Kabri halen Medine şehrindedir.

Tuba Çeker

DELİ KIZIN TÜRKÜSÜ SUSTU

image

image

Her okuduğumda içimi burkan, serzeniştlerle okuduğumda bile vurgularla şiirin doygun hissini veremeyeceğim tedirginliğini bende  oluşturan tek yazar. Nur içinde yat.

Ah kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya” diyen
Türk Edebiyatı’nın önemli kadın şairlerinden Gülten Akın, hayatını kaybetti.
Uzun yıllardır “hikmet burcu”ndan seslenen Akın, 82 yaşında uzun süredir tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.
Yaşayan en büyük şair seçilen Akın’ın son kitabı 2013 yılında şiirinde bir doruk noktası olarak nitelenen Beni Sorarsan’ı  2013’te yayımlanmıştı.
Deli Kızın Türküsü’nün Sezen Aksu tarafından seslendirilmesiyle geniş kitlelerce tanınan Akın, son olarak Mayıs 2015’te yayımlanan kitap-lık dergisine, kendi deyişiyle “karaladığı” sözleri vermişti.
Şiirleri pek çok dile çevrilen ve kırktan fazla şiiri bestelenen Gülten Akın’ın belki de en çok bilinen şiiri, Sezen Aksu’nun 1993 tarihli albümüne adını veren Deli Kızın Türküsü’dür.
https://youtu.be/QP-Ta2d1PPM

Yağmur yağar akasyalar ıslanır 
Ben yağmura deli buluta deli 
Bir büyük oyun bu yaşamak dediğin 
Beni ya sevmeli ya öldürmeli 

Yitirmeli ne varsa 
Başlamalı yeniden 

Bu anlamsız bu yağmur 
İşlemez karanlıkta 
Garipliğine yan 
Yan yürek yan 
Gitti giden 
Gitti giden 

Sana büyük caddelerin birinde rastlasam 
Elimi uzatsam tutsam götürsem 
Gözlerine baksam gözlerine 
Konuşmasak ah anlasan 

Elimi uzatsam tutsam götürsem 
Gözlerine baksam gözlerine 
Konuşmasak ah anlasan 

Elimi uzatsam tutamasam 
Olanca sevgimi yalnızlığımı 
Düşünsem hayır hayır düşünmesem 
Senin hiç haberin olmasa 

Tuba Çeker

Atamızı saygıyla anıyoruz (10 Kasım)

image

Türk milletinin Ölümsüz kahramanı ulu  Mustafa Kemal Atatürk

Bağımsızlık savaşımızın önderi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük komutan, eşi bulunmaz devlet adamı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938 yılında hayata gözlerini yumduğunda 57 yaşındaydı. Ömrünün büyük kısmını sıkıntılar ve savaşlar içerisinde geçiren Büyük Önder, yaşamını Türk milletinin bağımsızlığına ve gelişimine adamış eşsiz bir liderdir.

Bilgili, barış yanlısı, hoşgörülü oluşuyla da tüm milletlerin saygı duyduğu örnek bir kişilik olan Atatürk, yüzyıllar boyunca cesaret edilemeyen dönüşümler gerçekleştirerek ekonomik, siyasal ve sosyal alanda köklü devrimler yapmıştır. Bu değişimler asla kolay olmamış, milleti için canını ortaya koymaktan çekinmemiştir. Atatürk, ülkesi ve milleti için yapmış olduğu değişim hareketleriyle dünyayı derinden etkilemiş, ulusumuza olduğu kadar insanlığa da mal olmuştur. O, ölümüne kadar yaşamının her evresinde hep geleceği düşünerek ileriye bakmış, geçmişe takılıp kalmanın geleceği kurtarmayacağını bilerek, gelecekle ilgili plânlar yaparak, kararlar almıştır.

Atatürk’ün ani ölümü elbetteki Türk milletini derin bir kedere sevk etmiş, ancak Türkiye Cumhuriyeti Devleti Ata’sının ilkeleri ışığında ilerleyerek çağdaş ve modern bir dünya devleti haline gelmiştir.

İşte bu sebeplerden dolayı, yaşadığı çağı aşarak geleceğe ışık tutan, yüzyıla değil bin yıla damgasını vuran Büyük Önder Atatürk, sonsuza kadar gönlümüzde yaşayacak, ilke ve devrimleri ülkemizin geleceğine yön vermeye devam edecektir.

  Zaferleri:
1916 Nisan 01: Mustafa Kemal’in Tuğgeneralliğe yükselişi.

1916 Ağustos 06: Mustafa Kemal, Bitlis ve Muş’u düşman elinden kurtardı.

1917 Eylül 20: Mustafa Kemal, memleketin ve ordunun durumunu açıklayan raporunu yazdı.

1917 Ekim: Mustafa Kemal, İstanbul’a döndü.

1918 Ekim 26: Mustafa Kemal, Halep’in kuzeyinde bugünkü sınırlarımız üzerinde düşman saldırılarını durdurdu.

1918 Ekim 30: Mondros Mütarekesi’nin imzalanması.

1918 Ekim 31: Mustafa Kemal’in Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı’na atanması.

1918 Kasım 13: Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı’nın kaldırılması ve Mustafa Kemal’in İstanbul’a dönüşü.

1919 Nisan 30: Mustafa Kemal’in Erzurum’da bulunan 9. Ordu Müfettişliği’ne atanması.

1919 Mayıs 15: İzmir’e Yunan’lıların asker çıkarması.

1919 Mayıs 16: Mustafa Kemal, Bandırma vapuruyla İstanbul’dan ayrıldı.

1919 Mayıs 19: Mustafa Kemal, Samsun’a çıktı. 

1919 Haziran 15: Mustafa Kemal, 3. Ordu Müfettişi ünvanını aldı.

1919 Haziran 21: Mustafa Kemal, Ulusal Güçleri Sivas Kongresi’ne çağırdı.

1919 Temmuz 8 / 9: Mustafa Kemal, askerlikten çekildi. 

  Ruhun Şad olsun Atam

Kaynak. Ataturk devrimleri

Tuba Çeker

Mardin Kızıyım

image

Soyadım iyi yaşam özlemi

adım mardin kızı
renkler içinde favorimdir Kırmızı
Maviye kanat çırpan güvercinler aşkına
değerlerime sahip çıkmayı erdemlik sayarım
ve bilirim
Annemin ağzından çıkan sözün
babamın üzerimdeki iki açık gözün
iyiliğime emaret teşkil ettiğini

önceki düşüncelerim artniyetsiz
sonraki hamlelerim mardin portresine yakışır mardin kızı
amacımdır çocukların yüreklerinde bırakmamak bir sızı
tavırlarım
bakışlarım bu yüzden anlamlıdır
hayata
suya karşı
nerede ne zaman nasıl
davranacağım esmerliğimde saklıdır
tüm çocuklar içindir
uçurtmalardan uçurduğum düşlerim

 tanımım iyi tümcelere karşılıktır
bana bakan anlar ve çağırır beni mardin kızı
yanımda durmayı yaşamak sayar insanlar
bir yanağım dağa bir yanağım sağa değer
solumda her aşka bir pencerem vardır

Muhammet İsa Öztürk

Tuba Çeker

Türk kahvesi nasıl yapılır ? Nasıl içilir?

image

Türk kahvesini nasıl yapmanız gerektiği şu anda elinizin altında. Türk kahvesinin iki önemli sırrı vardır. Çok iyi öğütülmüş olması ve demlendirilmiş olması. Bu lezzeti keşfetmeye ve Türk kahvesi yapımını öğrenmeye hazır olun. Kahve cezvede pişirilir ve fincanla içilir. Öncelikle bir cezve alın. Cezvenin boyutunu kaç kişilik kahve yapacağınızla ilgili olarak seçin. En fazla 6 kişi içecekse, 6 fincan doldurabilecek büyüklükte cezve kullanın. Cezvenin içine kişi başına bir fincan dolusu soğuk içme suyu koyun. Cezveye kişi başına 2 çay kaşığı kahve ekleyin. İsteğinize göre 1 yada 1,5 çay kaşığı olarak ta ayarlayabilirsiniz. Üzerine şeker ekleyin. Türk damak tadına göre alışılagelmiş 4 tatlılık düzeyi vardır; şekersiz, az şekerli – kişi başına 1 çay kaşığı, orta şekerli – kişi başına 2 çay kaşığı, çok şekerli – kişi başına 3 çay kaşığı. Eğer kahveyi içecek olan kişilerden bazıları az şekerli ve bazıları da çok şekerli isterlerse ayrı ayrı iki kez kahve pişirmeniz gerekir. Şeker eriyene kadar iyice karıştırın. Ocağı kısık ayarda yakın ve cezveyi üzerine koyun. Ocağın başından ayrılmayın ve dikkatinizi başka şeylere vermeyin, çünkü kahve çok çabuk kaynar ve taşar. Kahve kaynamaya başladığında, cezvenin kenarlarından köpükler kabarmaya başlar ve kahve hazır olduğunda köpükler cezvenin ortasına doğru yuvarlanırlar. Cezveyi ocaktan alın ve köpüklerin çökmesine izin verin. Karıştırmayın. Köpüklü kısmı bitinceye kadar kahvenin az bir miktarını sırayla tüm fincanlara dağıtın. İsteğe bağlı olarak geri kalan kahveyi ikinci kez hatta üçüncü kez kaynatabilirsiniz. Ardından geri kalan kahve ile fincanları doldurun. Doğru yapılmış ve dağıtılmış bir kahvede, her fincanın üzerinde köpük görülmelidir. Kıvamında bir Türk kahvesinin rengi açık kahverengi olmalıdır. Türk kahvesi çok sıcak ve yanında bir bardak su ile servis edilir. Kahve içilmeden önce bir yudum su alınır. Su, kahvenin lezzetini daha iyi alabilmeniz için ağzınızdaki tadı nötr duruma getirmenize yardımcı olur. Kahveyi içerken, fincanın dibinde kalan bir kısım olduğunu göreceksiniz. Bu bölümü de tüketmeniz gerekir. Tadını çıkarın.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑